Senato Üyelerine Açık Mektup

"Galatasaray Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi senato üyelerini, ilgili açıklamada imzası olan rektörleri protesto etmek için toplu olarak harekete geçmeye, rektörleri ise tüm üniversite bileşenlerinden özür dilemeye davet ediyoruz." 

24 Aralık 2012 tarihinde Galatasaray Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi rektörleri tarafından ODTÜ'de yaşanan olaylara ilişkin yazılı bir açıklama yapıldı. En hafif tabirle, ODTÜ’de yaşananları yanlış ve yanlı aktarmak ve akademik özgürlük kavramının içini boşaltmak suretiyle mevcut siyasi iktidarın üniversiteleri biat ettirme hedefine hizmet eden bu açıklamayı desteklemek üzere başka üniversite rektörleri de sıraya girdi. Hükümetin ve iktidar partisinin en üst kademlerinden gelen demokrasi, akademik özgürlük ve üniversite bağımsızlığına saygı ile bağdaşmayacak açıklamalar birbirini izledi.

Bizler, tüm bu yaşananları demokratik toplumun vazgeçilmezlerinden olan üniversitelere karşı çok ciddi bir tehdit olarak görüyoruz. Türkiye’nin bu köklü üniversitelerinin rektörlerinin, akademik özgürlük ve üniversite bağımsızlığının savunucuları olmaları gerekirken, böylesi tartışmalı bir metni senato onayına başvurmadan imzalamalarını ve bu yolla kendilerini üniversitenin yegâne hâkimi ilan etmiş olmalarını sadece üniversite kurumuna değil, aynı zamanda senato üyelerinin şahsına yapılmış bir hakaret olarak görüyoruz.

Bu süreçte, üniversitelerin her türlü politik, ekonomik, ideolojik baskı ve tahakkümden uzak kurumlar olmaları gerektiğinin, öğretim elemanları ve öğrencilerin ifade, örgütlenme, toplanma, gösteri ve protesto özgürlüklerinin akademik özgürlüğün ayrılmaz parçası olduğunun bilinciyle, yaşananlara tepki gösteren tüm üniversite bileşenlerinin ve elbette ODTÜ’lü meslektaşlarımızın ve öğrencilerimizin yanında olduğumuzu ilan ediyoruz.

Bu vesileyle Galatasaray Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi senato üyelerini, ilgili açıklamada imzası olan rektörleri protesto etmek için toplu olarak harekete geçmeye, rektörleri ise tüm üniversite bileşenlerinden özür dilemeye davet ediyoruz.

    

Türkiye'de Araştırma ve Öğretim Özgürlüğü Uluslararası Çalışma Grubu (GIT Türkiye)

Akademi Susmayacak

Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği

Tutuklu Öğrencilerle Dayanışma İnisiyatifi

Eğitim Sen İstanbul 6 nolu Üniversiteler Şubesi

 

Yeni YÖK Yasasına Geçit Yok!

25 Aralık 2012’de “Üniversite A.Ş.’ye, YÖK’e, Yasasına Geçit Vermemek” için en gür sesimizle, davullarımızla, ıslıklarımızla, müziğimizle Beyazıt Meydanı’nda olacağız.

ÜNİVERSİTE A.Ş.’YE, YÖK’E, YASASINA

GEÇİT YOK!

Bir süredir yeni YÖK yasa “taslağı” adı altında bir metnin dolaştırıldığı ve düzenlenen çeşitli toplantılarla güya katılımcı bir tartışma olduğu imajının yaratıldığı bir sürecin içindeyiz.  Bu, aslında uzunca bir süredir yükseköğretimi sermayenin, devletin ve siyasal iktidarın ihtiyaçları doğrultusunda yeninden yapılandırma girişimlerinin vardığı son nokta. YÖK yönetimi, sözüm ona bir üniversite reformunu gündemine almış. YÖK’ün merkeziyetçi, bürokratik yapısını dönüştürme iddiası üzerinden sahte muhalifçilik oynayan tüm bu kesimler aslında üniversiteleri kendi boyunduruklarına sokma sürecini nihai aşamasına taşımayı hedeflemektedirler. Yükseköğretim alanındaki bu girişimler, 4+4+4 yasal düzenlemelerinde de ortaya çıkan eğitimdeki bütünsel dönüşümün bir parçasıdır.

Yeni yükseköğretim yasasının çıkarılmaya hazırlandığı bu günlerde,  taslak diye dolaşan metinde de görüldüğü gibi YÖK kaldırılmak bir yana TYÖK adı altında daha güçlü bir baskı ve denetleme aracı olarak korunmaktadır. Üstelik her bir üniversitede “Üniversite Konseyleri” adı altında yeni YÖKçükler yaratılmakta ve hem yeni TYÖK hem de Üniversite Konseyleri’nin oluşumunda siyasal iktidarın çeşitli kanatları ve sermaye temsilcileri doğrudan dahil edilmektedir. Yükseköğretimin bir kâr kapısı olarak görülmesinde vakıf üniversiteleri yetersiz bulunup özel üniversite ve yabancı yükseköğretim şirketlerine kapı açılmaktadır. Akademik hayatın temelini oluşturan araştırma görevliliği lağvedilerek burslu öğrenci statüsüne geçilmektedir. Rekabet ve performans değerlendirmesi üzerinden bilim insanları birbirinin kurdu haline getirilmek ve baskı altına alınmak istenmektedir. Öğrenciler müşteri olarak görülmekte, kısmi zamanlı çalışma ile işçi haklarından mahrum bırakılacak şekilde ucuz emek olarak görülmekte ve disiplin hükümleriyle fikirleri ve eylemleri zapturapt altına alınmak istenmektedir. Üniversite kapıları emekçi çocuklarına kapatılmaktadır. Tüm bunların sonucu, bütün üniversite bileşenleri ve halk için en büyük zararı verecek şekilde akademik özgürlüklerin ihlal edilmesidir.

Belli ki YÖK’ü kaldırmak, 1980 darbesinin ürünü olan zihniyetlerin işi değil. Onların işi, kendilerinden önceki hükümetlerin yaptıkları gibi, baskıcı YÖK rejimini kendi iktidarları için kullanmak. Onların işi YÖK ile değil, YÖK’ü istedikleri gibi yönetebilmekle ilgili. Yukarıda sayılan tüm bu kesimler, YÖK’ün hem otoriter hem de neoliberal zihniyetini aynen sahiplenmekte ve derinleştirmektedir. Yükseköğretimde 12 Eylülcülerin izinden yoluna devam eden devlet, sermaye ve AKP iktidarı, bu süreç karşısında saf tutabilecek tüm kesimleri ortadan kaldırmaya uğraşıyor.

Yükseköğretim alanında her türlü gericileştirmeye, eğitimin metalaşmasına, üniversitelerin şirketleşmesine, üniversite emekçilerinin iş güvencesinden mahrum bırakılmasına, her türlü kadrolaşmaya, öğrencilerin müşterileştirilmesine ve baskı altına alınmasına karşı çıktık, çıkıyoruz ve çıkacağız. Kamusal-özgür-bilimsel-demokratik üniversite talebini ve anadilde eğitimi savunmak ve üniversiteyi üniversite olmaktan çıkaracak saldırılara karşı koymak üzere tüm üniversite bileşenleri  ve demokratik kamuoyu olarak bir araya geldik. 25 Aralık 2012’de “Üniversite A.Ş.’ye, YÖK’e, Yasasına Geçit Vermemek” için en gür sesimizle, davullarımızla, ıslıklarımızla, müziğimizle Beyazıt Meydanı’nda olacağız.

 

 

Eğitim Sen, Asistan Dayanışması, Öğretim Üyeleri Derneği, GIT Türkiye, SES İstanbul Şubeleri, Sosyal-İş İstanbul Şubesi, Dev-Sağlık İş, Üniversite Konseyleri Derneği, Akademi Susmayacak, Tutuklu Öğrencilerle Dayanışma İnsiyatifi, Devrimci İşçi Partili Öğrenciler, Ekim Gençliği, Emek Gençliği, Genç-Sen, Gençlik Muhalefeti, HDK İstanbul Gençlik Meclisi, Öğrenci Dayanışması, Öğrenci Kolektifleri, Söz Dergisi, TKP’li Öğrenciler, İÜ Beyazıt’tan, YTÜ’den, BÜ’den, MSGSÜ’den Öğrenciler, Üniversite Öğrencileri, TÜM-İGD’li Öğrenciler, Genç-Der, Devrimci Gençlik, Sosyalist Gençlik Derneği, Sosyalist Yeniden Kuruluşçu Gençler