Müge Tuzcuoğlu için Destek Zamanı

9 Mart Cuma günü gözaltına alınan antropolog Müge Tuzcuoğlu için iki imza kampanyası başlatıldı. GIT Türkiye olarak herkesi her iki kampanyayı da desteklemeye çağırıyoruz. 

Müge Vicdanımızdır, Tanıyoruz, Tanığıyız!

Bir antropolog ve yazar olan Müge Tuzcu, 9 Mart Cuma günü evine yapılan baskın sonucunda gözaltına alınıp tutuklandı. Avukatları, gazetecileri, bilim insanlarını uydurma KCK operasyonları çerçevesinde, tamamen hukuksuz biçimde ve masumiyet karinesini hiçe sayarak tutuklayarak cezaevlerine gönderen anlayışın, artık Kürt çocuklarla çalışma yapan arkadaşlarımıza kadar uzanmış olduğunu üzülerek görüyoruz.

Müge arkadaşımızdır, çocuklara yönelik adaletin sağlanması için çalışan bir vicdandır Müge. Tanıyoruz, Müge’nin adalet diyen vicdanının tanığıyız.

Bizler “Çocuklar İçin Adalet Takipçileri” olarak, çocukların adaletli bir dünyada, barış içinde yaşaması için tüm arkadaşlarımız gibi Müge Tuzcu’nun da vicdanlı duruşunu biliyoruz. Müge’nin yoksul çocuklar için, savaşın çocukları için çalıştığının biliyoruz ve Müge’nin suçsuz olduğunun tanığıyız…

İmza vermek için tıklayınız
 
MÜGE TUZCUOĞLU ÖZGÜR,
SOSYAL BİLİMLER RAHAT BIRAKILSIN!

Antropolog ve yazar Müge Tuzcuoğlu sosyal bilimci, yazar ve sosyal politikacı olarak işini yaparken, sosyal bilimin kendisine öğrettiği bilimsel doğruları yerine getirirken; yani BDP'nin Siyaset Akademisi'nde “toplumlar tarihi” üzerine ders verirken, kitabı için bilgi toplarken, Van depremzedelerine yardım ederken ve Sarmaşık Derneği için çalışırken, zorunlu göçün sonuçları üzerine çalışırken tutuklandı.


Bilme hakkı, bilim için çalışma hakkı, bilgiye erişme hakkı sosyal bilimin vazgeçilmez etkinliğidir. Ancak bilgi ve bilimin bu hakları bir sorumluluk da gerektirir: Bilimsel bilgiyi toplamak ve yazabilmek için yeterince tarafsız, yeterince hacimli ve yeterince çok yönlü çalışmak zorundadır. Ama bu çalıştıklarını sahasının asıl sahiplerine iade etmekle de yükümlüdür sosyal bilimci. Bu, onun için etik bir sorumluktur.

Sosyal bilim dönüştürücüdür; sosyal bilim, bilimsel bir sorumluluk olarak, insanlar için daha iyi bir hayatı ister; sosyal bilim bunun uygulayıcısıdır.

Otoriterleşen her iktidarın önce sosyal bilimlere saldırdığını tarihimizdeki karanlık sayfalardan biliyoruz: Behice Boran, Niyazi Berkes, Muzaffer Şerif, Pertev Naili Boratav, Cavit Orhan Tütengil, İsmail Beşikçi, Pınar Selek, Büşra Ersanlı...

Türkiye'nin bir sosyal bilimciyi daha hapiste tutmasına seyirci kalmayacağız. Sosyal bilimin her türden iktidar karşısındaki  tarafsızlık ve bağımsızlık gözeten tutumunun, aramızdaki örnekleri çekip alarak sindirilmesine seyirci kalmayacağız.

BİZLER HOCALARI, MESLEKTAŞLARI, YAZAR ARKADAŞLARI OLARAK, Müge Tuzcuoğlu'nun davasının takipçisi olacağımızı bildiriyor;
Derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz.

H.Neşe Özgen
 

İmza vermek için tıklayınız.

 
* Müge Tuzcuoğlu hakkında Bianet'te çıkan haber için tıklayınız
** Tuzcuoğlu'nun Diyarbakır Cezaevi'nden yazdığı mektup için tıklayınız.
 

Büşra Ersanlı'dan 8 Mart Bildirisi

Türkiye Yazarlar Sendikası’nın gelenekselleşen 8 Mart Kadınlar Günü Bildirisi’ni bu yıl, Büşra Ersanlı cezaevinden yazdı.


Yine, yeniden düşünüyoruz...

Doğuran kadın, emziren kadın, pişiren kadın, paylaştıran kadın, toplayan temizleyen kadın, hasta bakan, yaşlı bakan kadın, her şeyi zamanında yetiştiren kadın, onaran koruyan kadın, evdeki kayıtsız gizli emek üstüne tarlada da gizli emek veren kadın, fabrikada, okulda, iş yerinde düşük ücretle çalıştırılan kadın, biriktiren yine kadın ama

Karar veren erkek:

Hükümet- yüzde 90 erkek

Meclis- yüzde 86 erkek

Yerel yönetimler- yüzde 98 erkek

Yönetici bürokrat- yüzde 99 erkek

Sermayeyi elde tutan- yüzde 99 erkek

Savaş çıkartan erkek, ordu erkek- yüzde 100

Şiddete uğrayan kadın, taciz edilen kadın, tecavüze uğrayan kadın, öldürülen kadın... Bu saldırıların özel adları var: namus, töre, kıskançlık, aşk... Aslında hepsi aynı, hepsi güçten iktidardan uzak tutmaya çalışır kadını...

"İtaati kıranın belini kırmak", en azından aşağılarda bir yerde tutmak, sindirmek... Bunların hepsi de güç karşısında sindirme eylemleri. "Gözünü patlatırım", "kafanı kırarım", "saçını yolarım", "bacaklarını ayırırım", "burnunu kırarım". Bunlar burnundan kıl aldırmayanların eylemleri.

İstenen nedir?

* Kadın, kendini göstermesin!

* İktidar mücadelesi için savaş için erkek çocuk yetiştirsin!

* Zekâsını kamu alanında kullanmasın!

* Yaratıcılığını eve, süse ve " kadınsı" faaliyetlerin dışına taşırmasın!

* Muhalefet etmesin!

* Güce, yani erkeğe, onun yarattığı geleneğe, onun adaletine, tek başına yaptığı yasaya itaat etsin!

* Mesleğinde erkeği geçmesin!

* Yaptığı işte itibar kazanmasın, kazanacak olursa derhal itibarsızlaştırılsın!

* Ne yaparsa yapsın,  BİR ADIM GERİ DURSUN!

* Kadın erisin, tortu olsun! Erimeyenler cezasını bulsun. "Uslanmayan" cezaevine konsun!

* İktidar kavgalarının, sermayeden karin pazarlık rehineleri olsun!

Evde işte ayrımcılığa uğrayan tüm Türkiyeli kadınlar; dilini devlet, zekâsını babası, ağabeyi, amcası yasaklamış Kürt kadınları; dünyada her alanda hâl kenara itilmeye çalışılan tüm kadınların kız kardeşleri Türkiye' de doğup büyümüş kadınlar, bilinçlendiler.

20- 30 yıldır her geçen gün uzmanlaşan örgütleriyle toplantılara, konferanslara, derslere sokaklara çıkıyorlar, fabrikalarda tarlalarda çalışıyorlar. Siyasette yerlerini alıyorlar.

Biz kadınların düşmanı yok, tespiti var:

Cins baskısı, erkek iktidarları meşrulaştırmanın ilk ve en kuvvetli adımıdır. Çünkü en belirgin en yaygın fark cinsiyet farkıdır. En uzun yaşatılmış fark toplumsal cinsiyet farkıdır.

Başta insan hakları olmak üzere tüm hakların dışında tutulmaya çalışılan kadınlar, "İNSANOĞLU" kavramıyla yok sayılmıştır. Kadınlar, iktidar kavramının anlamını değiştirme mücadelesine çoktan başladılar. İktidar insani ortaklık olacak; diyaloga dayanan anti militarist tutum iktidar olacak; diyalog üstünlüğü ile hukukun üstünlüğü belirlenecek.

Karar ve yetki alanlarını erkeklerle yarı yarıya paylaşacağız. Biz barışa karar verdik. Savaşın haklısını da haksızını da kabul etmiyoruz. Diyaloga, yaşatmaya, paylaşmaya inanıyoruz.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Kadınlar Günü hepimize, tüm kadınlara ve bizi destekleyen herkese kutlu olsun!